ocuklar dünyaya geldikleri ilk andan itibaren çevreleri ile etkileşim içindedirler. Bu etkileşimde giderek yaygınlaşan dijital medyanın da etkileri kaçınılmazdır. Erken çocukluk döneminden itibaren bilgi iletişim teknolojilerinin yaygın kullanımı, medyanın sunduğu çeşitli eğlence imkanlarının çocuklara çekici gelmesi, çocukların çevrelerinde pasif olarak dahi olsa medyaya maruz kalmaları gibi sebeplerden dolayı günümüzün “dijital yerlileri” olarak adlandırılan çocukların medya ile ilişkilerinin daha derinden incelenmesi gerekmektedir. Ebeveynlerin ve eğitmenlerin yanı sıra, kuşaklar arası geleneksel çocuk bakımı yolu ile torunlarıyla düzenli vakit geçiren büyükannelerin ve büyükbabaların da dijital öz yeterliklerinin belirlenmesi ve çocuk-medya ilişkisine nasıl aracılık ettiklerinin araştırılmasına çocukları medyanın tespit edilmiş ve muhtemel olumsuz etkilerinden koruyabilmek için ihtiyaç vardır. İlişkisel tarama modeli ile tasarlanan bu araştırmada 0-4 yaş arası torunlarına düzenli bakım veren 45-64 yaş arası en az 200 büyükannenin (anneanne ya da babaanne) dijital öz yeterlilikleri ve çocukların medya kullanıma aracılıkları arasındaki ilişki incelenecektir. Böylelikle, Türk aile yapısında çocuğun bakımında ve yetişmesinde önemli bir yere sahip olarak torunlarıyla düzenli vakit geçiren ama araştırmalarda nadiren yer alan büyükanneler araştırma odağına alınacaktır. Ayrıca, katılımcıların dijital öz yeterlik seviyeleri ve çocuk medya aracılıkları bir takım demografik değişkenler açısından da incelenecektir. Araştırma amaçlarını incelemek amacıyla seçilen veri toplama araçları; Demografik Bilgi Formu, Dijital Ebeveynlik Öz Yeterlik Ölçeği ve Erken Çocukluk Ebeveyn Medya Aracılık Ölçeğidir. Araştırmanın amaçlarını analiz etmek amacıyla veriler Bağımsız Grup T Testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon testleri ile SPSS 23 programında çözümlenecektir. Çocuklarla birebir etkileşimlerinin incelenmesine alan yazında nadiren rastlanan üst kuşak bakım vericiler olan büyükannelerin dijital öz yeterlik seviyelerinin ve de çocukların medya kullanımına nasıl aracılık ettiklerinin belirlenmesi ve bunlar arasındaki ilişkinin araştırılması büyükannelerin konuya ilişkin yetkinliklerinin artmasını sağlayacak müdahale programlarının tasarlanmasına ışık tutacaktır. Ayrıca sürdürülebilir kalkınma amaçlarının nitelikli eğitim ilkesi kapsamında dijital öz yeterlik konularında büyükanneler için yaşam boyu eğitimin istekliğini sürdürebilecekleri ve bu yöndeki ihtiyaçlarını belirleyebilecekleri bir farkındalık oluşturulması amaçlanmaktadır.
Okul öncesi yıllar insan yaşamında en kalıcı öğrenmelerin gerçekleştiği kritik bir dönemdir. Okul öncesi dönemde çocuğun gelecek yaşamına hazırlanması öncelikle ebeveynleri sayesinde gerçekleşmektedir. Aile, çocukları yaşama hazırlayan temel kurumdur. Bu kritik dönemde çocukların ebeveyn desteği ve ilgisinden mahrum kalmaları onların sosyal ve duygusal gelişimlerini, akademik başarılarını ve bilime karşı motivasyonlarını olumsuz etkileyebilmektedir. Bununla birlikte aile birliğinin bozulması, ebeveyn kaybı, şiddet ve taciz gibi çeşitli problemler yüzünden çocuklar yaşamlarının en kritik döneminde ebeveyn desteğinden mahrum kalabilmektedirler. Böyle bir durumla karşılaşan çocuklar, çocuk evlerine yerleştirilerek devlet korumasına alınmaktalar. Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü istatistiklerine göre 2018 yılı itibariyle 14.214 çocuk, farklı illerdeki çocuk evlerinde kalmaktadır. Projenin temel amacı, çocuk evlerinde kalan ve riskli bireyler kategorisinde yer alan 5-6 yaş aralığındaki çocukların bilim öğrenmeye karşı motivasyonlarının artırılması, bilimsel süreç becerilerinin, sosyal-duygusal gelişimlerinin ve benlik algılarının desteklenmesidir. Projenin hedef kitlesini çocuk evlerinde kalan çocuklar, çalışma grubunu ise İstanbul / Bahçelievler Çocuk Evleri sitesinde kalan 5-6 yaş aralığındaki 20 çocuk oluşturmaktadır. Proje kapsamında çalışma grubunda yer alacak çocuklarla bilim, fen, doğa, sanat ve kültür etkinlikleri gerçekleştirilecektir. Projeye bağlı olarak çocuklardaki değişimin izlenmesi amacıyla ölçme aracı olarak “60-72 Aylık Çocuklar İçin Bilim Öğrenmeyi Değerlendirme Testi” ve “Okul Öncesi Çocuklar İçin Sosyal Duygusal İyi Oluş ve Psikolojik Sağlamlık Ölçeği” kullanılacaktır. Projede, gezi ve gözlem, atölye çalışmaları, sanat etkinlikleri, oyun etkinlikleri, stem etkinlikleri, robotik ve kodlama etkinlikleri ve bilimsel deneyler gibi farklı etkinlik türlerine yer verilecektir. Proje, Cumartesi günleri gerçekleştirilecek ve 18 farklı etkinlikten oluşacaktır. Proje etkinlikleri için farklı eğitim ortamları ve mekanlar tercih edilmiştir. Proje sonunda çocukların bilim öğrenme ve bilimsel süreç becerilerinin gelişmesi, benlik algılarının ve sosyal-duygusal gelişimlerinin olumlu yönde etkilenmesi beklenmektedir. Proje etkinlikleri hazırlanacak olan bilimcocukevinde.com isimli internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında paylaşılarak projenin yaygın etkisinin artırılması öngörülmektedir. Ayrıca proje etkinliklerine yönelik bir e-kitap hazırlanacak ve tüm çocuk evlerinin, öğretmenlerin ve araştırmacıların erişimine açılacaktır.
Bu araştırma, okul öncesi öğretmen adaylarının dijital medya araçlarını uygulama sürecinde etik ilkeler doğrultusunda nasıl kullandıklarını ve çocuk haklarına duyarlılıklarını inceleyerek Türkiye’de erken çocukluk eğitimine özgün katkılar sağlamayı hedeflemektedir. Çalışma, Bernett’in etik ilkeleri (saygı, fayda ve adalet) ışığında, öğretmen adaylarının dijital medya kullanımlarının çocuk hakları bağlamında nasıl şekillendiğini ortaya koyacaktır. Nitel durum çalışması yöntemi kullanılarak yürütülecek araştırmada, öğretmen adayları ile derinlemesine görüşmeler yapılacak, adayların dijital araç kullanım pratikleri ve etik farkındalık düzeyleri somut verilere dayanarak analiz edilecektir. Araştırma, bir akademik yıl boyunca izlenmesi planlanan katılımcılar ile yapılacak, toplanan veriler MAXQDA programı ile analiz edilerek etik kodlama çerçevesinde değerlendirilecektir. Elde edilen bulgular, öğretmen yetiştirme programlarının geliştirilmesine ve öğretmen adaylarının dijital medya araçlarını etik bir yaklaşımla kullanmalarına yönelik farkındalık yaratılmasına katkı sağlayarak okul öncesi eğitimde dijital araçların etik çerçevede kullanımına dair pratik öneriler sunacaktır.